Eğer kayıttaki ifadeler doğruysa, demek ki yerel yönetimlerde rant yaratılarak “nemalanma” durumunda “parti farkı” söz konusu değil. Attıkları bir imza, kaldırdıkları bir el ile “birilerinin” çok para kazandığını bilenler, “bana da, bana da” deyip duruyor ve ortaya çıkan rantlara göre kendilerine fayda yarattırıyorlar.
Türk siyasetinin merkezî ve yerel düzeydeki kirliliği kimse için yeni bir mesele değil. Ve bu kirlilik siyasi görüş farkı tanımıyor. Yerel yönetimler düzeyinde değişen dengelere göre sürekli parti değiştirmeler oluyor, hatta üç seçimde üç farklı partiden aday olup seçilenler bile görülüyor.
***
Çankaya Belediye Başkanı’nın telefon kaydı yasal bakımdan tek başına bir kanıt oluşturmaz. Ancak yerel yöneticilerin nemalanmalarıyla ilgili başka kanıtlar da varsa bir anlam taşıyabilir.
Ama bunca söylentiye, yerel yönetimlerle ilgili sayısız şaibeli duruma rağmen ortaya somut bir kanıt çıkmamasının nedenleri üzerinde de durmak gerekir. Bakılacak nokta, belediye meclislerinin “çalışma şekli”dir. Örneğin birçok şehrin belediye meclisinde CHP’li üyelerin AKP’li başkan ve grubuyla fazlasıyla “uyumlu” olduklarından çok söz edilmiştir.
Tabii ki “fazla uyum” olduğunda da herhangi bir yolsuzluk iddiasının üzerine gitmek, kanıt bulmak oldukça zordur.
***
Çankaya Belediye Başkanı, açıklanan kaydın montajlandığını ama konuşmaların esas olarak kendisine ait olduğunu söyledi.
Bir de konuşmaların uzun zaman önce yapıldığını iddia etti.
Bu olaydaki sakatlıklardan biri de Çankaya’nın CHP’li Belediye Başkanı’nın telefonunun dinlenmesidir. Kim, neden dinlemektedir? Ve aradan uzun zaman geçmesine rağmen bu kayıt herhangi bir şekilde “kullanılmamış”, AKP’nin yolsuzluklar meselesinde sıkışması beklenmiştir.
Demek ki birileri bu kaydı “zamanı gelince” açıklamak üzerine sakladı. Bu birilerinin kamu görevlisi olup olmadıkları da bilinmiyor. Ama eğer kamu görevlisiyseler ve önemli bir belediyedeki uygulamalarla ilgili bilgileri olduğu halde gizlemişlerse durumları daha da ağırdır.
Kayıt ve dinleme olayları çok boyutlu bir “çürüme”nin en somut örnekleridir. Dinlemenin kendisi, gizlenmesi, “zamanı gelince” açıklanması, sadece belli bir yayın grubuna verilmesi... Hepsi büyük bir çürümenin küçük ve farklı yüzleridir. Çürümenin dönüşü olmayan bir kangrene dönüşmemesi için eline neşter alma cesaretini gösteren kimse de yok...