16 Mayıs 2008 Cuma
Bugün 5983 haber okundu.
   Ana Sayfa       Gündem       Ekonomi       Siyaset       Dünya       Yaşam       Kültür-Sanat       Magazin       Spor       Sağlık       Teknoloji   
 
 
Rejimi korumak için rejimi kargaşaya mı itiyoruz?
“Laiklik” kadar kargaşa kaynağı olan ve aslında laiklik dolayısıyla da sık sık gündeme gelen bir diğer kavram da ”rejim”dir.
Mehmet Barlas - Posta

Kavramların içerikleri üzerinde herkes kendince bir yaklaşım sergilediği için, sade kavram kargaşalarını değil, gerçek kargaşaları da sık sık yaşamaktayız.

“Laiklik” bu kavramlardan sadece bir tanesi.

Laiklik batı ve Hıristiyan kökenli bir kavram olduğu için, bunun değişik formlarına bakılıp, aramızda anlaşmazlıklar doğması doğaldır. Örneğin demokrasiye örnek olarak gösterilen İngiltere’nin laikliğini (veya “seküler”liğini) bizim koşullarımıza uyarlayarak anlamamız zordur.

Son iki örnekten bu gerçeği kolayca görebiliriz.

İngiltere’nin eski Başbakanı Blair, ancak görevi sona erince eşinin mezhebini benimseyebildi ve istifa ettikten sonra gidip Katolik oldu… Veliaht Prens Charles’ın büyük oğlunun bir Katolik kızla evlenmesi halinde tahta varis olmasının imkansızlaşacağı haberlerde işlendi.

Din devleti mi?

Kral veya kraliçenin “İngiltere Kilisesi” diye isimlendirilen Protestan mezhebinin de başı olmasından kaynaklanan durumlar bunlar… Kral 8’inci Henry’nin Katolikliği reddedip, Katolik olan her şeye karşı ikonoklasti başlatmasından beri İngiltere böyle.

Din ile devletin bu kadar kaynaşık olmasına karşın, İngiltere’de bizim sahip olmayı amaçladığımız “din ve vicdan özgürlüğü” veya “laiklik pratiği” fazlasıyla var.

Bu tabloya bakıp, “İngiltere din devleti, Türkiye ise laik devlet” dediğiniz zaman, bu her şeyi tam anlamı ile anlatabilir mi sizce?

“Laiklik” kadar kargaşa kaynağı olan ve aslında laiklik dolayısıyla da sık sık gündeme kelen bir diğer kavram da ”rejim”dir.

Aslında bu “rejim” kavramı da çok farklı alanlarda aynı anlamı ifade etmek için kullanılır.

Her çeşit rejimler

Siyasette ülkelerin yönetim tarzını belirleyen ideolojik çerçeve, onların rejimini ifade eder. Demokratik rejim, komünist rejim, faşist rejim, teokratik rejim, laik rejim vb…

Yasalar veya kurallarla belirlenen rejimler de vardır. Mesela “kambiyo rejimi” deriz dövize ve dış ödemelere ilişkin düzenlemelere.

Coğrafyada “rejim”, düzenli oluşumların anlatımında kullanılır.

Örneğin bir akarsuyun her hangi bir yerindeki enine kesitinde bir saniyede geçen suyun metreküp cinsinden miktarına “debi”, bir akarsuyun debisinde yıl boyunca gözlemlenen değişmeye ise “rejim” denilir.

Kilo vermek amacıyla uygulanan “diyet rejimleri” de, düzenli ve bilinçli beslenme modellerini içerir.

Şimdi bizim “cumhuriyet rejimi”, “laik rejim”, “demokratik rejim” gibi tamlamalarda kullanılan tüm “rejimler”i aynı titreşim katsayısına sahip kılmamız meselesi var gündemimizde.

Rejimi mi koruyoruz?

Gerçi uluslararası literatürde de tek bir “rejim teorisi” yoktur. Ancak rejim teorisyenleri farklı ekollerden olsalar da, bütün rejimlerin anarşi yerine işbirliğinin varlığını amaçlamaları gerektiğini vurgularlar. Bireylerin ve toplumların daha müreffeh, daha özgür, daha sağlıklı bir yarına sahip olmaları beklentisi, eğer mevcut “rejim”de yansımasını buluyorsa, kavga ve kargaşa devre dışı kalır.

Demek istediğimiz şu…

“Rejimi koruyoruz” diyerek rejimi kavgaya konu etmeyelim.

Demokratik, laik, özgürlükçü cumhuriyet rejiminde herkese yer ve hayat hakkı var.

Olaylara zaman zaman farklı açılardan bakmayı denememiz gerekiyor.

Örneğin Orhan Pamuk’un İtalyan La Republica gazetesinde yer alan demecindeki cümlelerle bakabilmek çok mu zordur türban çekişmesine?

- Türkiye’de paradoks şudur: Başbakan Tayyip Erdoğan’ın türban takan kızları, kendilerini özgür hissedebilmek için kökten dinci Bush’un Amerika’sına gitmek zorunda kalmışlardır.

ŞAKA

Mesleksiz meslek sahiplerine müeyyideler

Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla 170 kanunda değişiklik öngören yasa Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Bazı fiillere yasa ile getirilen müeyyideler şöyle:

- Sahte doktor ve diş hekimlerine 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 1000 güne kadar adli para cezası verilecek.

- Ruhsatsız ve izinsiz sünnetçilik yapanlar, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

- Ruhsatsız eczane açanlara 3 aydan 1 yıla kadar, diplomasız kimyagerlik veya kimya mühendisliği yapanlara 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.

Ruhsatsız sünnetçilik ile diplomasız kimyagerliğin müeyyideleri aynı olduğuna göre, bu iki mesleğin sahtecileri arasındaki rekabet kızışabilir.

 
 Yorumlar Toplam 0 yorum var.  

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın diğer yazıları
 
 Popüler Haberler
 Yorumlananlar
 Köşe Yazıları
İlk imzayı ben atıyorum
Ertuğrul Özkök - Hürriyet
Hazine ve demokrasi
Mehmet Altan - Star
Darbe aynası
Umur Talu - Milliyet
Sadece partiler değil devlet ve yargı da şu anda yargılanıyor...
Mehmet Barlas - Posta
Yakında kapanmamış parti kalmayacak galiba
Ekrem Dumanlı - Zaman
 Gazete Hayat
 Giriş sayfası yap
 Sık kullanılanlara ekle
 Sitene haber ekle
 Faydalı linkler
 Hava Durumu
Ankara 16 / 24
Şehir seçiniz :
 Piyasalar
Alış Satış  
USD 1,2490 1,2550
EURO 1,9274 1,9367
GBP 2,4241 2,4368
 Arşiv
Mayıs 2008
Pa Pt Sa Ça Pe Cu Ct

 

 

 

 

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

25

26

27

28

29

30

31

 Anket
AK Parti kapatılmalı mı?
Evet
Hayır
Fikrim yok
   


Add to Google
güzel sözler
Copyright © 2007
Gazetehayat.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber izinsiz ve kaynak belirtilmeden kullanılamaz.
Başka kaynak veya yazarlara ait yazılardan dolayı Gazate Hayat sorumlu tutulamaz.
Görüş ve önerileriniz için bilgi@gazetehayat.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.Haber Siteleri

Gazete Hayat, AA ve İHA abonesidir.