16 Mayıs 2008 Cuma
Bugün 5591 haber okundu.
   Ana Sayfa       Gündem       Ekonomi       Siyaset       Dünya       Yaşam       Kültür-Sanat       Magazin       Spor       Sağlık       Teknoloji   
 
 
Kötümser olmak ille de kötü durumda olmak anlamına gelmez ki…
Kendimi bildim bileli, iktidarda kim olursa olsun, birileri hep “yolun sonu geldi” diye bakar Türkiye’ye.
Mehmet Barlas - Posta

Kötümser olmak ille de kötü durumda olmak anlamına gelmez ki…

Kötümserlik özellikle siyasete bakış açımızda modası hiç geçmeyen bir ruh hali.

Kendimi bildim bileli, iktidarda kim olursa olsun, birileri hep “yolun sonu geldi” diye bakar Türkiye’ye.

Galiba mutlu ya da müreffeh olduğunu açıklamak, bizim geleneklerimize göre ayıplı bir davranış.

Serveti milyarları aşmış, yeni yatırımlara başlamış, paçalarından para akan iş adamlarına “Durum nasıl?” diye sorduğumda “Çok kötü, bu gidişten endişeliyim” diye cevap aldığım zaman hiç şaşırmam.

Tabii bu durum farklı konumlara göre değişiklikler de gösterir.

Farklı kötümserlikler

Mesela akıllı iş adamı, kredi almak için görüştüğü banka müdürü karşısında, işlerinin nasıl iyi gittiğini, müstakbel yatırımları ile cirosunu ve karlılığını nasıl artıracağını anlatır. Aynı iş adamı aynı gün bir vergi memuru karşısında ise, nasıl zarar ettiğini, işçi maaşlarını ödeyemediğini falan anlatarak, dert yanar.

Bir de gerçekten durumları kötü olan ama dışarıya karşı her şeyin iyi gittiğini göstermeye çalışanlar vardır. Bunlar eşlerine yahut beraber oldukları insanlara, takınıp etrafa göstersinler diye pahalı mücevherler alırlar. Lokantalarda bahşişi aşırı bol tutarlar.

Bizim Gaziantep’te böyle durumda olanların söylemi şöyledir:

- Keyfim paşa keyfi, halim itlerde yok.

Sayın okurumuz Aziz Pinassi, gerçekten kötümser olunması gereken durumu yansıtan bir Fransız fıkrası göndermişti geçenlerde.

Bu pazar o fıkrayı dinleyerek gülebilirsiniz.

Fransız’ın kötümserliği

Fransız işadamı Pierre evini mutemedi Cezayirli Said’e teslim edip seyahate çıkmış.

Bir hafta sonra gittiği yerden Said’i telefonla aramış. Sonra şu konuşmalar geçmiş aralarında…

P- Ne var ne yok Said?

S- Siz telefon ettiğinizde köpeği gömüyordum…

P- Köpeğe ne oldu ki?

S- Havuza düşünce boynu kırılmış.

P- Havuzda su yok muydu?

S- Yangında havuzun suyunu da kullandı itfaiye…

P- Ne yangını bu?

S- Annenizin tabutunun etrafındaki mumlar perdeleri tutuşturmuş…

P- Annem mi öldü?

S- Karınızı en iyi arkadaşınızla yatak odasında yakalayınca kalp krizi geçirmiş anneniz…

P- Bir hafta ayrılınca her şey negatif mi oldu?

S- Hayır efendim. Bir de pozitif durum var.

P- Nedir o pozitif olan?

S- Gitmeden önce sizde AIDS var mı diye test yaptırmıştınız ya. İşte o testte sonuç pozitif çıktı.

Alman modeli anlatım

Aslında gerçekten kötümser olunması gereken böyle durumları anlatmanın bir de “Alman modeli” vardır.

Şöyle ki:

Askerdeki Hans’ın babası ölmüş. Bu haberi Hans’a alıştıra alıştıra duyurması için alay komutanı, bölük komutanı olan yüzbaşı Helmuth’u görevlendirmiş.

Ertesi gün bölük toplantısında yüzbaşı Helmuth kürsüye çıkmış,

- İçinizde son 24 saat içinde babası ölen var mı, diye bölükteki askerlere sormuş.

Hiçbir asker bu soruya cevap vermeyince yüzbaşı Helmut, Hans’a dönmüş,

- Er Hans, yalancılık yaptığın için seni hapsediyorum, demiş.

Eğer bu yabancı kaynaklı fıkralara biraz gülüp kötümserliğinizi rafa kaldırdıysanız, Kemani Serkis’in Nihavent şarkısını Şevval Sam’dan dinleyin ve titreyip kötümserliğinize geri dönün:

“Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime

Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime

Perde-i zulmet çekilmiş, korkarım ikbalime

Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime”

Herkes yaşlanır ama kadınlar yaşlanmaz ki…

Kadınların yaşları ve özellikle yaşlanmaları ile uğraşmak, en somut görgüsüzlüktür.

Bütün canlılar yaşlanır ama kadınlar yaşlanmaz.

İyi diplomatın tanımı “Bütün kadınların doğum günlerini hatırlayan ama doğum yıllarını hatırlamayan kişi” şeklinde yapılmaz mı?

Bir hanım akrabamız vardı. 50 yaşındayken 80 yaşındaymış gibi görünürdü.

Bir gün manava gitmiş, taze havuç görünce “Şundan da bir kilo ver, anneme yemek yapayım” demiş. Manav bunu duyunca “Ay senin annen de mi var?” diye tepki göstermiş.

Kadıncağız hep bunu anlatırdı üzülerek.

Şimdi magazin basınında bazı yıldızlarımızın yaşlandıklarına ait haber ve yorumları okurken, bu manavın uzantılarının densizliğinin gazete sayfalarına bulaştığını hisseder gibi oluyorum.

 
 Yorumlar Toplam 0 yorum var.  

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın diğer yazıları
 
 Popüler Haberler
 Yorumlananlar
 Köşe Yazıları
İlk imzayı ben atıyorum
Ertuğrul Özkök - Hürriyet
Hazine ve demokrasi
Mehmet Altan - Star
Darbe aynası
Umur Talu - Milliyet
Sadece partiler değil devlet ve yargı da şu anda yargılanıyor...
Mehmet Barlas - Posta
Yakında kapanmamış parti kalmayacak galiba
Ekrem Dumanlı - Zaman
 Gazete Hayat
 Giriş sayfası yap
 Sık kullanılanlara ekle
 Sitene haber ekle
 Faydalı linkler
 Hava Durumu
Ankara 16 / 24
Şehir seçiniz :
 Piyasalar
Alış Satış  
USD 1,2490 1,2550
EURO 1,9274 1,9367
GBP 2,4241 2,4368
 Arşiv
Mayıs 2008
Pa Pt Sa Ça Pe Cu Ct

 

 

 

 

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

25

26

27

28

29

30

31

 Anket
AK Parti kapatılmalı mı?
Evet
Hayır
Fikrim yok
   


Add to Google
güzel sözler
Copyright © 2007
Gazetehayat.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber izinsiz ve kaynak belirtilmeden kullanılamaz.
Başka kaynak veya yazarlara ait yazılardan dolayı Gazate Hayat sorumlu tutulamaz.
Görüş ve önerileriniz için bilgi@gazetehayat.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.Haber Siteleri

Gazete Hayat, AA ve İHA abonesidir.