Başta iktidar partisi olmak üzere bütün kurumlar son bir buçuk yılda bir dolu hata yaptılar. Galiba bir tek MHP bu süreçte kendisini yara almadan koruyabildi.
Parti kapatmalardan medet uman siyaset anlayışı terk edilecek. AKP, yaptığı hataların bedelini sandıkta ödeyecek. Benim gönlüm de iktidarların seçimle gitmesinden yanadır.
Kapatma kararı, AKP dışı siyasetin gelişmesini engelleyecekti. Üstelik alternatif bile yoktu. Evet, AKP’nin ciddi hataları vardı. Ama kapatma çok ağır bir ceza olacaktı. Şimdi yine ağır bir ihtar almıştır. Başbakan Erdoğan ve partisi güçlü bir avans elde etmiştir. Kapanmaması gereken yeni bir fırsat penceresi açılmış, tekrarlanmaması gereken hatalar ortaya çıkmıştır.
Sistemin sınırları görülmüştür.
İddianamenin zayıf olduğu ilk günden beri tartışmaya açılmıştı. Laiklik karşıtı eylemlere ilişkin çok somut kanıtlar ortaya konamadığı söyleniyordu.
Büyük bir toplumsal kesimin samimi endişeleri vardı, halen vardır. Ama iddianamede söz konusu tehlikelere karşı somutlaşma problemi mevcuttu. AKP dini popülist acendaya sadece söylemde başvuruyordu. Korkular da aslında geleceğe dairdi. Zinanın suç olmaktan çıkarılması ve AB’ye entegrasyon çalışmaları AKP’ye yönelik suçlamalarla çelişki oluşturdu.
AKP’nin en büyük iki hatası Köşk seçiminde ve türban düzenlemesinde yaşandı.
Buna rağmen kaos ortamını iyice derinleştireceği endişesiyle parti kapatmaya içerden dışardan tepkiler gelmişti. Piyasalar da dahil olmak üzere geniş bir kesim ülkenin hayrına görmedi böyle bir gelişmeyi.
Şahsen, AKP’ye bir kez daha mağduriyet kozu verilmesini ben de istemiyordum.
Bütün Türkiye’nin Başbakanı olmak
Eğer esaslı bir muhalefet aranıyorsa, bu, ekonomi politikalarına, özelleştirmelere, yolsuzluklara ve devlet kaynaklarının dağıtılmasına ilişkin olmalıdır.
Günümüzde dünyanın her yerinde iktidarlar, beceriksizlik ve daha çok yolsuzluklardan gidiyor.
Türban kararı önemli bir dönüm noktasıydı. AKP yönetimi kendi tabanına ekonomik refah sağlamada sorun çıktığı noktada böylesi bir yola başvurdu. Ama Anayasa Mahkemesi o düzenlemeyi iptal ederek önemli bir karara imza atmıştı.
Gelinen noktada AKP’nin, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olması suçlaması üzerinde düşünmesi, imajını değiştirmesi gerek. “Ben sorun değilim” demek çözüm değil. Böyle bir algı varsa onun da değiştirilmesi şart. Bunun yolu da uygulamalardan geçiyor. Gerçekten ben son bir yılda AKP yönetiminin de ciddi hatalar yaptığı düşüncesindeyim. Ama bunun karşılığının kapatma olmadığı inancındayım.
Türkiye’nin sosyal tabakalaşmasına uygun hareket eden bu parti, bütün kesimlerle ilişki kurdu. Çıkınında buna uygun bol malzeme vardı. “Liberal, AB’ci, milliyetçi, sosyal demokrat ve muhafazakâr...”
Ona karşı üretilecek siyaset de aynı yolu izlemelidir.
70 milyonluk bir ülke, büyük bir devlet... Siyaset kurumu sorunları çözemedi, sistemin hiçbir parçası, üzerine düşeni yapamadı, bütün yük 11 kişinin omuzlarına yüklendi. Şimdi diyelim basiret galip geldi. Umarım herkese ders olur, AKP de Türkiye’yi yaşattığı sürecin bilânçosunu çıkarır. Aşırı uçların tasfiye edildiği bir dönemden geçiyoruz. Çatışma, uzlaşmayla sonuçlanmalı; ayrışmayla değil.
Demokrasimiz güçleniyor. Tecrübe kazanıyor. Türkiye çok ciddi bir enerji kaybına uğradı. Ama aslolan geleceği inşa etmek için tecrübeler edinmektir. Türkiye’de belli hassas noktalar var. Şimdi iş Başbakan’a kalıyor. Son yazılarımda hep bu noktaya işaret ettim. Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan’dan beklentileri var. O, sadece AKP seçmeninin değil, bütün Türk halkının Başbakanı.
Kararı AKP’nin değil Türk demokrasisinin kazancına dönüştürmek zorundayız.