Kış boyu operasyon
Türkiye, belki uzunca bir zamandır ilk kez böylesine önemli bir konuda, bütün iç ve dış dengeleri iyi gözeterek, tam bir eşgüdüm, doğru bir planlama ve başarılı bir zamanlama ile “sınır ötesi operasyonlar” dizisini başlattı.
Çoğul ifade kullandım, çünkü 16 Aralık 2007’nin ilk dakikalarında başlayan sınır ötesi operasyona ilişkin önbilgiler, bu harekâtın son derece başarılı geçtiğini ortaya koyuyor. Kandil operasyonu, yeni bir stratejinin sahaya yansımasıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri, yıllardır kısır döngüye dönüşen, “PKK yaz aylarında saldırır, kış aylarında ateşkes ilan eder çekilir” şablonuna, esaslı bir darbe indirmeyi hedefledi.
Genelkurmay işe çevre düzenlemesiyle başlamıştı. İlk önce hükümet ile yapılan detaylı görüşmeler sonucunda kısa, orta ve uzun vadeli bir planlama gerçekleştirildi. Eşzamanlı olarak içeride, teröristle tavizsiz askeri mücadele, terörizme karşı etkin sosyal ve yasal düzenlemeler rüzgarı estirildi.
Olayın dış boyutu açısından da hükümet devreye girerek, Washington, Brüksel ve Ortadoğu bölgelerinde, Türkiye’nin haklılığı ısrarla anlatıldı. “Umutları yok edilmedikçe terörizme karşı galip gelemezsiniz” prensiplerinden hareketle, ilgili bütün cephelerde bölücü PKK’ya karşı “umut kırıcı darbeler” stratejisi geliştirildi. Türkiye belki de 30 yıldır ilk kez terörizm ile mücadelesinde, haklı davasını gerçekten savunabilir ve meşru pozisyonunu daha güçlü bir şekilde sürdürebilir hale geldi.
Bir kez daha, “bu süreç yönetimini” asker ve sivilin ortaklaşa başarı ile yürüttüğünü teslim edip, 5 Kasım 2007 tarihindeki Beyaz Saray buluşmasını da referans göstermeliyiz. Bizimkiler “bir numaralı önceliğimiz terörizimle mücadeledir” prensibinde anlaşarak, “ulusal tehdit algılamasında Irak’taki gelişmeleri ve dış kaynaklı terörizmi” birinci sıraya koydular. Tehdit algılaması ve önceliği değiştirildi. Bu başka açılardan da elzemdi, zira sınır ötesi bir operasyonun hem maliyetini karşılamak hem de uluslararası camiaya sorunun kökenini ve yansımalarını doğru aktarabilmek için zaruriydi.
Aspirin yerine kalıcı çözüm
Dikkatli gözlerden kaçmıyor. Beyaz Saray görüşmesinden bu yana sahnede yaşananlar değişiyor. Türkiye’nin kararlılığı, “asker-sivil birlikteliği” görüntüsü altında Beyaz Saray’a aktarılınca, Washington ilk kez aspirin tedavisi yerine, kalıcı çözüm üretmenin mecburiyet kıskacına alındı. Nitekim Başkan Bush’un “PKK ortak düşmanımızdır” demeci ve ardından her düzeyde Amerikalı yetkilinin Türkiye’ye destek mesajları, terör örgütü üzerinde panik dalgası yarattı.
Cumartesiyi pazara bağlayan geceyarısı gerçekleşen, Kandil’e yönelik ilk operasyon, işte bütün bu sürecin uzantısı olduğu için sürpriz değildir. Hiç kuşku yok ki, kış boyu bu operasyonlar sürecektir. Beyaz Saray’da yapılan anlaşmaya göre, “anlık istihbarat, operasyona yönelik bilgilendirme” bir süredir düzenli bir mekanizma halinde işliyordu. Kandil operasyonunda da Türk ve Amerikan istihbaratlarının ortak çalışması söz konusudur. Beyaz Saray görüşmesine atfen bir detay daha, Kandil sortilerinden önce Başkan Bush’a kadar bilgi verilerek, hava koridorunun boşaltılması ve böylece iki ülkenin olası bir kazada karşı karşıya gelmesi önlendi.
Gelinen noktada, PKK’nın kış aylarını kendileri adına değerlendirmesini önleyecek etkili bir operasyon gerçekleştirildi. Bu aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye adına insiyatifi ele almaktır. Hep söylediğimiz gibi askeri açıdan da, politik bakımdan da Türkiye’nin reaktif değil, proaktif davranması ve stratejileri belirleyen pozisyonunu elde etmesi gerekiyor. İyi bir süreç başladı, devam ettirilirse hem PKK tehdidi hem de Irak merkezli daha büyük boyutlu ulusal çıkarlarımızı tehdit eden gelişmelerin önüne geçebiliriz. Akıl ve strateji devrede.