NASA, internet sitesinde bir “görüntü” yayınladı. Muhteşem uzay boşluğunda, ucu bucağı görülmeyen bir ışık huzmesi var, rengarenk..
Açıklaması şu...
Bin küsur yıl önce, o akıldışı boşlukta bir yıldızcık yok olmuş, dağılmış... O’nun ardındaki gaz huzmesi böyle yayılmış gitmiş. Bin küsur yıl sonra, bugün, uzay boşluğunda, o yok olan yıldızcığın, aslında yok olan gazlarını tesbit etmiş uzay üssü NASA.
Böyle akıl ötesi bir varoluşlar içerisinde, bir darı tanesi bile olmayan bu dünyanın içine odaklanıldığında ve bize bakıldığında...
Bizler nelerle uğraşıyoruz!..
Hem de hepi topu yetmiş yıllık bir ömür içerisinde!!!
Ve işte madem öyleyiz hiç ara vermeden, bu akışın içerisinde sürüklenmekten başka elinden bir çare gelmeyen biri olarak debelenelim, ilkel işlerde de alemin gönlü ferah olsun!..
Ve diyelim ki; Ufuk Büyükçelebi geldi.
Eteklerinizde çalan zilin ömrü üç gün sürüverdi, ey o çakal ulumalarını internet üzerinden bize gönderen ayak takımı, Genel Yayın Müdürümüz gene gazetesinin başında.
Onun ellerini arkadan bağlamayı hesaplayan “AB kelepçesi” ,meseleye bakan Türk hakim tarafından çıkarıldı.
Ve işte bu yüzden “Haçlı devşirmesi ABD kıbleli cemaat-PKK-Barzani” ittifakındaki kuşatmanın gazetemiz etrafında “Kim bu Tercüman, Allahsızların, işbirlikçilerin, PKK’lıların, darbecilerin, Peygamber düşmanlarının ve bilumum terör örgütlerinin duygularına tercüman oluyordu. Şimdi hesap zamanı. Sanki meydanı boş zannediyordu” sapkınlığı ile yaptıkları yamyam dansına ara vermek zorunda kaldı!..
Kelepçe onları çok mutlu etmişti ve kısır beyinlerini orgazma eriştirmişti bu AB işi demir halkalar!..
Kelepçe AB işi idi, çünkü, o kelepçenin ardından “AB müfettişi” ahlâksızın memleket eğik düzlemine yayılan “demeci” dalga dalga dalga geçiyordu. Lagend.. manzaranın kendisini çok sevindirdiğini söylüyordu ve “büyük balık” yakalanmalıydı..! (O balık, AB’nin bir tarafına olacak elbet.)
Ufuk Büyükçelebi gazetesinin başında.
Allahımız o kadar büyük ki (tarifi imkansız), o NASA’nın tesbit ettiği muazzam uzay olayı bile, o yüceliğin, mini mini bir tezahürü.
Ve elbette ki, Yüce Yaradan’ın doğrunun sığınmasına şefaati vardır.
Sapkın, rotadan çıkmış saldırgan şaşkınlardan onu koruyacaktır.