| |
 |
| Gündem |
 |
|
| |
 |
|
Sadece yemekti.
|
 |
|
|
|
 |
| ÖZEL KALEM Köşk'teki yemeğin ne anlama geldiğini yazdı. |
 |
|
22 Ocak 2009 Perşembe 00:01 |
 |
|
 |
|
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yeni yıl dolayısıyla, yasama, yürütme ve yargı organlarının başkanlarına verdiği yemeğe TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Yargıtay Birinci Başkanı Hasan Gerçeker, Danıştay Başkanı Mustafa Birden, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Sayıştay Başkanı Mehmet Damar, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı Ahmet Akyalçın, Askeri Yargıtay Başkanı Hakim Tuğgeneral Ahmet Alkış, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı Hakim Tuğgeneral Turgut Arıbal ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen'in katıldı.
Dışişleri Konutu'ndaki yemeğe başkent protokolünün bu kadar önemli ismi katılınca, yemekle ilgili beklentiler de yüksek oldu. Nitekim, gündemdeki Ergenekon soruşturması, yüksek yargı temsilcileri ve hükümet temsilcileri arasındaki sert açıklamalar nedeniyle zirveye atfedilen önem bir kat daha arttı. Ancak beklendiği gibi yemekten 'hiçbir şey' çıkmadı.
ANKARA SAKİN HABER MERKEZLERİ TELAŞLI
İki günden bu yana, Köşk'teki yemekle ilgili büyük bir beklenti havası oluşturuldu. Ancak bu hava sadece televizyon kanallarında var. Ancak Ankara'da bu yemekle ilgili kiminle konuştuysam, 'sıradan ve çok da anlamı olmayan' bir yemek olduğu konusunda aynı fikirdeydi. Nitekim, "Ne çıkar bu yemekten?" diye sorduklarım arasında "Hangi yemek?" diyecek kadar olaya önem vermeyenler de çıktı. Televizyon kanallarından haberleri takip edenler ise, neredeyse Kayseri mantısına kaşık sallayan devletlilerimiz, bugün memleketin tüm problemlerini çözecekmiş gibi bir izlenim edindi. 'Son dakika' 'Flaş Haber' gibi alt yazılarla dakika dakika yemekle ilgili bilgiler aktarılırken, Köşk kapısında bekleyen muhabirler de boş yere Ankara ayazından nasiplerini almış oldular.
NEDEN 'SADECE YEMEK'?
Köşk'teki yemek için 'sadece yemek' dememiz boşuna değil. Bu tespitimizin doğruluğu, yemeğin ardından Köşk'ten yapılan açıklanmayla da doğrulandı. Köşk'ten her zaman yapılan yazılı açıklamalarda olduğu gibi resmi dille yapılan açıklamada "Yeni yıl yemeğinde yasama, yürütme ve yargıyı ilgilendiren birçok konunun samimi bir atmosferde ele alındığı ve karşılıklı görüşlerin paylaşıldığı" bildirdi. Zaten önceden programlanan yemekte bir araya getirilen tarafların aralarındaki ihtilafları çözmesi mümkün görünmüyor. Yargıtay Başkanı Gerçeker'in bu yemeğin ardından çıkıp "Ergenekon soruşturması ülkemizdeki karanlık ilişkilerin aydınlatılması açısında fevkalade önemli bir soruşturma. Bu açıdan savcıların baskı altına alınmasına çalışılmasından kaçınılmalı, ortadaki iddiaların aydınlatılması için yargının kararlarına saygılı olmalıyız" demesini mi bekliyordunuz? Ya da Başbakan'ın "Yüksek yargı mensupları bize yönelttikleri eleştirilerde haklılar. Hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı ilkelerini ihalal ettik" mi diyecekti. Tabi ki demeyecekti. Zaten bir araya getirilen taraflar, daha önce gündemdeki konular hakkında eteklerindeki taşları çoktan dökmüş ve birbirleri hakkında söylemediklerini bırakmamışlardı. Bu kadar süre olaya taraf olmayan Gül'ün bu saatten sonra yapacağı iyi niyetli girişimlerin sonuç vermesi de neredeyse imkansız. İşte bu yüzden bu yemek, sadece bir yemekti!..
ADRENALİN BAĞIMLISI TÜRK MEDYASI
Uzun süredir bu konuda bir kaç satır yazmayı düşünüyordum. Ancak gündemin yoğunluğundan dolayı, bir türlü fırsat bulamamıştım. Bu vesile ile Türk televizyonlarının, özellikle haber kanallarımızın tutulduğu bir hastalıktan bahsetmek istiyorum. Bu hastalığın adı "Sıcak haber bağımlılığı." Türkiye'ye yeni gelmiş bir yabancı, sabahtan akşama kadar bizim haber kanallarımızı izlese, ülkede bir iç savaş çıktığını, komşu ülkelerden biriyle savaşa girdiğimizi ya da 17 Ağustos depremine benzer bir depremin daha meydana geldiğini düşünebilir. Başka türlü bu kadar 'son dakika' veya 'flaş haber' bantının televizyonlarda dakika başı akmasını başka türlü anlayamaz.
BUNA İHTİYAÇ VAR MI?
Oysa Türkiye'de yaşayan herkes şunu çok iyi biliyor ki, ortalama bir Avrupa ülkesinde 3 ayda, bir İskanidinav ülkesinde ise ancak 6 ayda yaşanacak kadar gelişme Türkiye'de tek bir gün içinde yaşanıyor. Öyleyse bu kadar sıcak bir gündemin olduğu ülkede, gündemin normal olduğu bir günde bile, örneğin; Cumhurbaşkanı'nın günler önce yapılmış bir program dahilinde verdiği bir yemek için bu kadar curcunanın yaratılması neden? Haber kanallarımızın bir reality şov formatında yayın yapması, ana haber bültenlerinde saatler önce olan bir olayın "Flaş! Flaş! Flaş!" anonsları eşliğinde duyurulması ve izleyicinin tansiyonunun bir türlü normale düşmesine izin verilmemesi televizyonlarımızın bu topluma yaptığı en büyük kötülük değil de nedir? Ülke gündeminin normalleşmesini en fazla istediğini öne süren medyanın, rutin bir gündemde bile, muhtıra ertesi havası yaratması, sadece izleyiciyi gıdıklamak için yapılan bir taktik mi, yoksa gerçekten gündemin normale dönmesi bazı çevrelerin işine gelmediğinden mi?
Dediğimiz gibi, bugün Köşk'te verilen yemek sadece bir yemekti. Ancak bunun çok önemli bir gelişme olduğu propagandasını yiyenlere afiyet olsun.. Bu arada yemekte bu kez mantı verilmedi anlaşılan. Yoksa kokusu şimdiye kadar çoktan çıkmıştı!.Hem de 'Flaş' Flaş! Flaş!' eşliğinde...
|
|
|
| Yorumlar -
Yorum ekle |
Bu haber henüz yorumlanmamış...
|
|
 |
| Kategorideki diğer haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
 |
| Hava
Durumu |
|
|
ANKARA
36 / 18 C°
|
|
|
 |
| Piyasalar |
|
Alış |
Satış |
|
| USD |
1,5743 |
1,5819 |
 |
|
EURO |
2,2439 |
2,2547 |
 |
| GBP |
2,5484 |
2,5617 |
 |
|
|
 |
|
|
 |
|
|
|